19 Ekim 2010 Salı

Bir Yol Hikayesi: Bolkarlar

Bir kaç hafta önce kar yağmıştı Bolkarlar'a, görüntülemeye karar verdik Karagöl'ü haftasonu. Sabah biraraya geldiğimizde yol bizi nereye götürecek acaba diye düşünmeden de edemedim. Biliyordum ki patika bir yol ya da uzakta hiç gitmediğimiz bir yerleşim gördüğümüzde "acaba bu yol nereye gider" sorusuyla başlayan keşfetme isteği bizi oraya götürecekti. Ve yine öyle oldu. Otoyoldan Ali Hoca'ya gitmeyi düşünürken işte o soru gelmişti, "o köyü biliyor musunuz, hiç gittiniz mi"


Otoyol şantiyesi içinden başka bir yöne gidiyorduk artık. Toraman Köyü'nü geçtikten sonra küçük molamızda ilk eşiğimiz 1400 metredeyiz. Yolun büyüsü başlamıştı artık...



Gedelli köyündeyiz, dağın eteğindeki köy heyelan nedeniyle boşaltılmaya başlanmış; eski ve yeni köyleri birlikte görünüyor


Beş yaşındaki bu kızı ilk gördüğümde down sendromu düşünmüştüm. Göz renkleri birbirinden farklı olduğu için emin olamadım.


Anne ve Oğlu


Yalnız Kadın


Kuşburnu Reçeli


Un Eleyen Kadın



Gedelli İlköğretim Okulu





Yollar ve Kadın


Köyden ayrılıyoruz, sonraki durağımız çakıt orman girişinde bekçilerle karşılaştık, çaydan sonra sırasıyla Çifteköy ve Çanakçı köyleri. Bu köylerde durmuyoruz.




Karagöl'e giderken çay molası verdiğimiz Maden Köyü'ndeyiz



 Bir Çoban, Beş Köpek


Karagöl/Bolkarlar




Bolkarlar

11 Ekim 2010 Pazartesi

Aladağlar'da İki Gün

Sabah 6'da Akut'tan arkadaşların liderliğinde iki günlük yol hikayemiz başlamıştı.
İlk durağımız Aladağlar'ın eteğinde küçük bir dağ köyü Dağdibi,
kahvehane açık henüz kimse yok çaylarımızı beklerken ekmek yapan
kadınları görüyorum. Ekmek kokusu, hafif duman ve içeriye yalnızca kapıdan süzülen ışığın eşliğinde, kadınlarla sohbet ettikten sonra köyü keşfetmek için dışardayım.




















"Beni bu ağacın altında otururken çek hadi, ama fotoğrafımı getireceksin!"
Henüz betonlaşmamış, birbiriyle içiçe geçmiş evler...Köyde yaşam karıncalar gibi,
herkes her an bir şeylerle uğraşıyor...



















Gezilerde yemek ve dinlenme araları için vazgeçilmez mekanlarımız
kahvehaneler; Tütün saran adam ve meraklı çaycı :)



















köyden ayrılıyoruz, pencerede anne-bebeği ve o esnada evin önünden yukarıya doğru
yürüyen kadın, aracın içinde ve hareket halindeyken gördüm bu güzel anı



















patika yollardan saatlerce yolculuk sonrası Aladağ/Adana ilçesi
ve akşam 6 gibi Kapuzbaşı Şelaleleri'ne ulaştık



















Cümbüş :)




































 Gece pansiyonun terasında tulumlarla konakladıktan sonra dönüş yine dağ yollarından.



















Kapuzbaşı Şelaleleri





















Kapuzbaşı Köyü'nden...



















Çocuğun bağlanma şekli çok ilginç, daha önce hiç görmemiştim




Bir sonraki köyde ilk karşılaştığım çocuğa; senin deden var mı?
Hadi beni dedene götür :) gibi dolaylı bir yolla,
yanımda torunuyla bu tatlı teyzenin evine gittim



















ve işte dede :)





































Çamlıca daha önceleri ermenilerin yaşadığı bir köy, eski adı Faraşa
Sokakta bir kaç çocuk dışında kimseyi göremiyoruz, terkedilmiş sanki.
Aladağlarda bir çok krom maden işletmesi açılmış,
erkeklerin çalışmaya gittiğini öğreniyoruz imamdan





































İki günlük yorucu bir o kadar da tozlu yolculuğumuz sırasıyla Niğde-Adana-Kayseri
sınırlarında Aladağlar doğasında ve kolayca ulaşımı olmayan dağ köylerinde; Akut üyeleri,
doğaseverler ve fotoğrafçı arkadaşlarla birlikte geçti...